
Kolon (kalın bağırsak) sindirim sisteminin son bölümünü oluşturur. İnce barsağın bittiği yerde başlar ki burası apandikse komşudur ve anus (makat ) ile vücut dışına açılır. Dışkının son haline getirilmesi ve vücudun dışına atılmasından sorumludur. Kalın bağırsakların mukoza kısmında anormal şekilde çıkıntı yapmış iyi huylu veya kötü huylu büyümeler meydana gelebilir. Bu aşırı çoğalmış hücre gruplarının iyi huylu olanlarına polip denir. Hepsi olmasa da poliplerin çoğu eğer tespit edilmez ve bağırsaktan çıkarılmaz ise kolon kanserine dönüşebilir. Kalın bağırsak polipleri genellikle belirti vermezler. Genellikle kolonoskopi gibi bir işlem yapılmadıkça kolondaki polipler teşhis edilemezler. Bu nedenle günümüzde 50 yaş üstü kişilere 5-7 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Böylece polipler kanserleşmeden bulunup kolonoskop aracılığıyla çıkarılarak kişi kanserden korunmuş olur. Yada varsa kalın bağırsak kanseri erken dönemde yakalanıp başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.
Kolon polipleri oluşumu için bazı risk faktörleri vardır. En önemlileri şunlardır:
- Ailede kolon polipi veya kolon kanseri hikayesi
- Fiziksel aktivite azlığı ve yüksek yağ içeren diyet
Yoğun tüketilen hayvansal yağ ve et (özellikle kırmızı et), safra kesesi ameliyatlısı olmak, ülser ameliyatlısı olmak, kalın barsağın kronik iltihaplı ve kanamalı koltleri kalın barsak kanser riskini arttırırken, kadınlık hormonu, aspirin ve ağrı kesici bazı ilaçlar da riski azaltmaktadır. Kalın bağırsak ve rektum kanserinin gelişiminde ailesel faktörlerde bazen rol oynar.
Bu bölge kanserleri nin ortaya çıkış yaşı ortalama 62-63 tür.
Belirti ve bulgular:
- Kişinin dışkılama düzeninde değişiklik olması
- Makattan kanama
- Makattan sümükümsü akıntı olması. Bazen kanama ile birliktedir.
- Karın ağrısı. Genellikle gelip giden ağrı şeklindedir.
- Barsak tıkanıklığı ( hastaların %5-15 inde)
- Karın muayenesinde ele kitle gelmesi
- Kilo kaybı Kansızlık ve halsizlik
TANI
- Makattan kanama: Şiddetli ve devamlı olmayan aşikar yada gizli kanama şeklindedir. Gizli kanama dışkı tahlili ile anlaşılır. Dışkıda immünolojik yöntemle kan aranması daha yüksek doğrulukla sonuç vermektedir.
- Fizik muayene : Elle karnın ve parmakla barsağın son kısmının muayenesi yapılır.
- Proktosigmoidoskopi: Günümüzde daha çok rijid modeller yerine fleksibl olanlar kullanılmaktadır. Kalın barsak ve rektum tümörlerinin yaklaşık %43 ünün bulunduğu kısmı görerek değerlendirmemizi sağlar. Bu nedenle dışkıda gizli kan testi ile birlikte polip ve kansere yönelik tarama amaçlı da kullanılabilir.
- Kolonoskopi: Tüm kalın barsağın orijinal rengi ile büyütülmüş görüntüsünü ekrana yansıtan video endoskoplar en sık kullanılanlardır. Kolonoskopi öncesi müshil ve diyetle barsak temizliği yapılır. Genellikle hastaya sakinleştirici ilaç uygulanarak yapılabilir. Ancak hasta talep ederse genel anestezi ilede yapılabilir. Biopsi almak yada uygun vakalarda polipektomi yapmak gibi avantajları vardır. Uygulama esnasında %1 den az oranda kanama yada barsak delinmesi olabilir. Günümüzde Bilgisayarlı Tomografi ile yapılan Sanal kolonoskopi de mevcuttur. sanal kolonoskopi hasta tarafından daha kolay tolere edilebilir. Ancak doğruluk oranı normal kolonoskopiden biraz daha düşüktür ve parça alamama gibi dezavantajları mevcuttur.
- İlaçlı kalın barsak filmi: Güncelliği azalmış olup kolonoskopi yapılamayan hastalara uygulanabilir.
- Bilgisayarlı karın tomografisi: Tümörün barsak duvarındaki derinliğini, barsağın dışına taşıp taşmadığını ve komşu organları tutup tutmadığını gösterir. Ayrıca karaciğere yayılmanın olup olmadığı hakkında da bilgi verir. Böylece tedavinin programlanabilmesini sğlar.
- Karın Ultrasonografisi : Acil durumlarda kullanılabilinir. Kalın bağırsak içerisinden yapılan şekli rektum tümörleri için daha kullanışlı ve yararlıdır.
- Kan testleri: Rutin kan testleri yapılmalıdır.
- Kanda Karsinoembriyonik antijen (CEA) bakılması: Hastalığın erken döneminde kandaki değeri pek yükselmediği için bir kanser tarama testi olarak önerilmez. Kanda CEA nın yüksek olduğu hastalarda ameliyat sonrası normale dönüş olmaması ameliyatın yetersizliği konusunda bir uyarı olabilir. Ameliyattan sonra normale dönen CEA seviyesinin ileri bir dönemde tekrar yükselmesi tümörün tekrar ettiği yönünde bir uyarıdır. Bu nedenle hastalığın tedavisi sonrasında takipte kullanılır. CEA nın ameliyat öncesi belirgin yüksek değere sahip olduğu hastalarda ameliyat sonrası nüks ve başka organa sıçrama olduğu düşünülür.
- Akciğer grafisi yada BT çekilmesi
KALIN BAĞIRSAK TÜMÖRÜNÜN CERRAHİ TEDAVİSİ:
Ana prensip tümörün olduğu bölgenin her iki tarafta yeterli uzaklıktan kesilip çıkarılması ve iki barsak ucu arasında oluşturulan bağlantı ile barsak devamlılığının sağlanmasıdır. Barsak devamlılığı bazı acil durumlarda gerçekleştirilen ameliyatlarda ikinci seansa bırakılabilir. Günümüzde açık cerrahinin yanısıra kapalı (laparoskopik) cerrahi ile de ameliyatlar yapılabilmektedir.
Hastalığın tanısı konduğu sırada beraberinde karaciğere yaygın tümör yayılımı varsa ameliyat ikinci basamak tedavi olarak düşünülmeli ve önce karaciğere sıçramış tümörler için kemoterapi yapılmalıdır. Ancak karaciğere sıçramış tümör yada tümörler cerrahi olarak yada radyofrekans ile ortadan kaldırılabiliyorsa aynı seans yada sonrasında primer tümöre yönelik ameliyat da yapılabilir.
KEMOTERAPİ: Belirli oranda ilerlemiş hastalıkta ameliyat sonrası, karaciğere yaygın tümör yayılımı olan hastalarda birincil tedavi olarak uygulanır. Tedavi programı bir onkoloji uzmanınca yapılır.
TEDAVİ SONRASI HASTALARIN TAKİBİ: Tedavi sonrası hastalığın tekrarlamasını erken fark edebilmek için ilk 2 yılda daha yoğun sonrasında yoğunluk azaltılarak hastanın takibi gerekir. Takip sırasında belirli aralıklarla hastalar muayene edilirler. Ayrıca kanda CEA bakılması bigisayarlı karın tomografisi çekilmesi ve kolonoskopi uygulanır